in

Fragman membası Comic-Con Bölüm I: Filmler

Ne kadar “ayağa düşerse düşsün” geek kültürün gündemini belirleyen etkinliklerin başını çeken San Diego Comic-Con’dan perdeye yansıyanları bir toparlayalım istedik.

Amerika’da dışlanmışların ve ineklerin kendilerini özgürce ifade edebildiği etkinlikler ve kolektif birliktelikler olarak tanımlayabileceğimiz Comic-Con’lar son 10 yılda geek’liği bir paye haline getiren popüler kültür enstrumanları ile kendine internet ve TV’de iyi bir yer edinme güdüsü ile pahalı kostümler ve baklavaları ile arz-ı endam eden güzel insanların istilası altındaki toplaşmalara dönüştü.

Bu dönüşüm ana akımın çok da bir taraflarında olmayan bu etkinlikleri hedef tahtasının orta yerine yerleştirdi. İki sene içerisinde herhangi bir DC ya da Marvel çizgi romanındaki arka plan karalama karakterlerin bile kendilerine ait bir dizisi veya filmi olduğu bir dönem yaşayabiliriz. Şikayetçi miyim? Yani pek değilim! Sahte geekler, nerd’lüğün ne olduğundan habersiz nerdler gibi tartışmalar hiç ilgimi çekmiyor. Bunlar hep mikro şovenizm, siz yokken biz vardıkçılık. Bakış açım şudur: Ne kadar fantastik, kurgusal, bilim kurgu içerik, o kadar iyi.

“Batman V Superman” gibi dev fiyaskolar dahi açıkçası çok moralimi bozmuyor. Gerçek bir hikayeden ve katmanlardan mahrum filmler, sadece Hollywood’un ve çizgi roman uyarlamalarının sorunu değil bağımsız sinema veya festival sektörü de bu eksikliklerle beni üzüyor. Beni asıl mutsuz eden bu geek kültürü çıkışlı hikayelerin görkemli, epik çizgi filmlere uyarlanmasındaki eksiklik çünkü bence bir çizgi film kendi ile aynı seviyede olan bir filmden daima iyidir.

(Liste alfabetiktir.)

Blair Witch (Eylül, 2016)
Yaratıcı ve fark yaratan yaklaşımı ile germekteki başarısının hakkını teslim etmekle birlikte, online pazarlama açısından bir erken dönem efsanesi olduğunun da altını çizelim. Yaratılan ve uyandırılan gerçeklik algısı 60 bin dolarlık toplam maliyetin geri dönüşünün 248 milyon doların üstünde olmasını sağlamıştı. Şimdi “bulunmuş kayıt” olarak tercüme ettiğim “found footage” türü burada doğdu. Efektli, profesyonel makyajlı, bu büyük prodüksiyon, ilk filmin yarattığı etkinin kaynağı olan çiğ doğallık ile taban tabana zıt. İzleyeni olur ama çok da yürümez.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  IŞİD istihbaratı aşmayı Snowden’den öğrendi

 

Doctor Strange (Kasım, 2016)
Sherlock Holmes’u fragmandan çıkarırsak geriye ne kalır? Inception II. 1963 yılında 5 sayfalık bir hikaye ile insanlıkla tanışan Dr. Stephen Vincent Strange, çizer Steve Ditko’nun elinde hayat buldu. 43 yıl sonra sinema perdesinde yerini alacak. Büyücü doktorumuzun hikayesi için seçilmiş kadro bile diğer kıstaslardan bağımsız olarak kuvvetli bir seyir nedeni oluşturuyor. Doctor Strange – Benedict Cumberbatch, büyünün ve sihirin sırlarını doktora açan Ancient One – Tilda “Dazlak” Swinton, Doktor’un yeni dostlarından Wong – Orta Asya bozkırlarının en sevilen hakimi Kubilay Han; Benedict Wong ve bir çizgi romanın en önemli karakteri olan asıl kötü adamımız Kaecilius; bir başka tıp insanı Dr. Hannibal Lecter – Mads Mikkelsen.

 

Fantastic Beasts and Where to Find Them (Kasım, 2016)
Hazır yazarı hayattayken, başarılı Harry Potter evrenini güçlendirecek içerikler üretmesini sağlamak, gelecek filmler için mantıklı ve karlı bir hamle. Serinin birinci kitabı “Harry Potter ve Felsefe Taşı”nda Harry Potter’ın kitapları arasında yer alan “Fantastic Beasts and Where to Find Them” (kitap içinde kitap, baktığım her yerde Inception) 2001 yılında gerçek dünyada da yayınlandı. J. K. Rowling kitabı kendi ismiyle değil de Harry Potter dünyasındaki yazarın adı olan Newt Scamender adıyla yayınladı. Filmde Stepen Hawking rolü ile En İyi Erkek Oyuncu Oscar’ı alan Eddie Redmayne’ın canlandırdığı yazar/büyücü karakterin New York macerası anlatılıyor. Film, Harry Potter’ın kitabı okuduğu tarihten 70 yıl öncesinde geçiyor ve üçlemenin ilk ayağı.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  Black Mirror'ın üçüncü sezon fragmanı yayınlandı

 

King Arthur (Bahar, 2017)
Hep düşünmüşümdür, şu Guy Ritchie’ye bir fantastik film çektirmek lazım diye, samimiyim, şahitlerim var. Fantastik epik filmlerin çoğunun tempo ve mizah sorunu oluyor, Guy Ritchie dokunuşunun iyi bir fantastik film çıkaracağını iddia etmiyorum ama farklı bir şey çıkacağından eminim. Beyaz perde tarihinde en çok kullanılan temalardan olan Kral Arthur ve meşhur kılıcı Excalibur bu sefer Guy Ritchie’nin ellerinde. Fragman kesinlikle iştah açıcı, kadro da oldukça keyifli. Tarihin en kötü dizi sonlarından birine imza atan “Sons of Anarchy”nin yıldızı Charlie Hunnam’i Arthur olarak izliyoruz, karşısında ise Jude Law var. Filmin bir sürprizi de David Beckham’ın gerçek bir rolü olması ve sinemaya ilk hakiki adımı atması. Fragmanı bir daha izledim de heyecan bastı.

Kong: Skull Island (Mart, 2017)
30 yıl önce çocukken izlediğimde de sevmemiştim, 1933 yapımını izlediğimde de sevmedim, hiçbir versiyonunu sevmedim. Bunu da sevmedim, fragman kafi değil fazla bile geldi. Haber vermiş olmak için yazdım, kimsenin gerçekte samimi olmadığı gıcığın tesadüfi selamını iletir gibi. “İsraf at its best”

 

Justice League (Kasım, 2017)
Batman v Superman’in, o kadar kötü olması o kadar iyi ki, DC artık ne yapsa çıtayı yükseltmiş olacak. Ben Affleck, büyük hacetini çenesinden yapsa bile DC için bir zirve olacaktır. Yine de az da olsa tedbirli olayım büyük konuşmayayım her zaman daha kötüsünün mümkün olduğunu unutmayayım. Batman, dışarı mahalleden gelecek takımı karşılamak adına bir takım oluşturmak için kapı kapı dolaşıyor.
– Çarşamba 9-10
– Karşıdaysa gelemem abi!
– Ya ben arabayla alırım seni.
– Bir de kaleye geçmem, hacım. Onu şimdiden söyleyeyim.

 

Snowden (Eylül, 2016)
Gerçek hayatta bir nerd’ün bir kahramana yaklaşabileceği bir karakter varsa o da Snowden’dır. Şayet Amerika’lı devlet sevici, milliyet düşkünü biri değilseniz. Snowden’ın hayatındaki gerçek olaylardan yola çıkan filmin yönetmeni bu tür bir senaryo ile kapısını çalmanız gereken birkaç isimden biri: Oliver Stone. Ortaya dökülen onca şeye rağmen daha önce duymadığımız bazı gerçeklerle karşılaşacak mıyız, yoksa araları harika kurgu öğeleri ile doldurulmuş gerçekçi bir casus hikayesi mi izleyeceğiz? Tam da yeni iPhone tanıtım zamanına denk geliyor, büyük oyun?!!?. Bir de iyice baktıktan sonra “Beş Yüz Days of Summer”da başrolü Snowden da oynayabilirmiş.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  Sıhhi tesisatta 30 yıllık deneyim

 

Suicide Squad (Ağustos, 2016)
DC’nin geri dönüşü bu film ile olacak. Sürekli suretle hakkı yenmiş, en ucuz senaryo oyunları ile alt edilmiş kötülere adanmış bir hikaye. Tamam kötülükleri ile değil iyilikleri (hadi iyilik demeyelim de iyi bir amaç diyelim) gündeme taşınıyorlar. Devlet çok daha büyük bir kötülükten kurtulmak için bu yolunu kaybetmiş, yanlış anlaşılmış insanları kullanmak için bir araya getiriyor. Çok anlatmaya gerek yok 3 hafta sonra izleyeceğiz.

 

Wonder Woman (Yaz, 2017)
DC öyle DC böyle dedikçe tokat gibi fragman yağdı üstüme. Daha bir sene kala fragman yayınlanmasına bir engel getirilmeli. Yani ne biliyim, kimseyi üzmeyecek bir orta yol bulunur. 30 saniyelik hiçbir şeyin belli olmadığı teaser’lar serbest olsun, ama düzgün harbi fragmanlar 6 ay kala yayınlanmaya başlasın. Amazon’ların Prensesi Diana’nın yıllık izindeki Kaptan Kirk ile bir plajda karşılaşmaları ile dünyaya karşı bir merakın içinde oluşması ile başlayan hikaye, ikilinin Diana’nın gezegeni tanıması için 1. Dünya Savaşı gibi muazzam bir zaman seçmesi ile depreşiyor. Wolverine’in içine demiri basan adam burada da kötü niyetiyle üniformasını kuşanmış.

Yarın Bölüm II’de, Comic-Con’da yayınlanan dizi fragmanlarını sıralayacağız.