İnternet hızının günlük hayatımızdan ekonomiye kadar her şeyi etkilediği bir çağda, dünyanın bir ucunda kırılan bir rekor, bize kendi teknolojik konumumuzu bir kez daha sorgulatıyor. Japonya’daki bir grup bilim insanı, yeni bir fiber optik teknolojisi geliştirerek internet hızında dünya rekorunu paramparça etti.
Ulaşılan hız o kadar akıl almaz ki, Türkiye’deki ortalama hızlarla karşılaştırmak bile neredeyse anlamsız kalıyor. Peki Japonya’da neler oluyor ve bu gelişme, internet hız testlerinde sık sık alt sıralarda yer alan bizler için ne ifade ediyor?
Saniyede 125.000 gigabayt!
Japonya Ulusal Bilgi ve İletişim Teknolojileri Enstitüsü’nden araştırmacılar, saniyede 125.000 gigabayt (GB) veri aktarımı yaparak yeni bir dünya rekoru kırdıklarını duyurdu. Bu verinin 1.802 kilometre mesafeye aktarılması, rekoru daha da etkileyici kılıyor.
Bu rakamın ne anlama geldiğini daha iyi anlamak için bazı karşılaştırmalar yapalım:
- Bu hız, ABD’deki ortalama internet hızından yaklaşık 4 milyon kat daha fazla. Türkiye’deki ortalama genişbant hızlarıyla kıyaslandığında bu fark daha da açılıyor.
- Bazı kaba tahminlere göre, bu hızla tüm Internet Archive’ı (İnternet Arşivi) dört dakikadan daha kısa bir sürede indirebilirsiniz.
- Bu rekor, 2024 yılında başka bir bilim ekibi tarafından kırılan saniyede 50.250 GB/s’lik bir önceki dünya rekorunu da ikiye katlamış durumda.
19 fiberi tek bir kabloya sığdırmak
Bu inanılmaz hıza ulaşmak için ekip, yeni bir tür optik fiber geliştirdi. Bu yeni teknoloji, veri iletim kapasitesi açısından 19 standart optik fiber kabloya eşdeğer. Geliştirilen yeni kablo, mevcut tek fiberli kablolarla aynı kalınlıkta (yaklaşık 0.127 milimetre) olmasına rağmen, içine 19 ayrı fiberi sıkıştırabiliyor.
Bu yaklaşımın en büyük avantajı, mevcut altyapıyı kullanarak çok daha fazla veri iletebilme imkânı sunması. Yani, yeni bir altyapı kurmak yerine, mevcut kanalları çok daha verimli hale getiriyor. Araştırmacılar, uzun mesafelerde yaşanan veri kaybını azaltarak ve sinyal gücünü artırarak verinin 1.802 kilometre gibi uzun bir mesafeye ulaşmasını sağladılar.
Peki ya Türkiye? Yavaşlık kader mi?
Japonya’da bu tür rekorlar kırılırken, Türkiye’deki kullanıcıların durumu ise oldukça farklı bir tablo çiziyor. Uluslararası hız testi platformlarının raporlarına göre Türkiye, hem sabit genişbant hem de mobil internet hızlarında genellikle dünya ortalamasının altında, hatta birçok Avrupa ülkesinin oldukça gerisinde yer alıyor.
- Düşük ortalama hızlar: Birçok kullanıcı, vaat edilen hızlara ulaşmakta zorluk çekiyor. Özellikle yoğun saatlerde yaşanan hız düşüşleri ve bağlantı sorunları yaygın bir şikayet konusu.
- Fiber altyapı eksikliği: Rekorların kırıldığı fiber optik teknolojisi, Türkiye’de hala yeterince yaygınlaşmış değil. Büyük şehirlerin belirli bölgeleri dışında, birçok kullanıcı hala eski nesil bakır kablolar üzerinden internet hizmeti alıyor. Bu da hız potansiyelini doğal olarak sınırlıyor.
- Yüksek fiyatlar ve Adil Kullanım Kotası (AKK): Geçmişte kalan AKK uygulaması, kullanıcıların hafızasında kötü bir anı olarak yer etse de, günümüzde de “sınırsız” olarak sunulan birçok paketin aslında belirli hız limitleri ve gizli kotalar içerdiği yönünde eleştiriler bulunuyor. Sunulan hıza göre ödenen ücretler, birçok gelişmiş ülkeye kıyasla hala yüksek kalabiliyor.
Bir teknoloji vizyonu meselesi
Japonya’da kırılan bu rekor, sadece teknik bir başarı değil, aynı zamanda bir vizyonun ve uzun vadeli yatırımın da bir sonucu. Dünya genelinde veri trafiği hacminin katlanarak artması beklenirken, yeni ve güçlü iletişim altyapılarına yatırım yapmak bir lüks değil, bir zorunluluk haline geliyor.
Bu rekor, bize yüksek internet hızının sadece daha hızlı dizi izlemek veya oyun oynamak anlamına gelmediğini hatırlatıyor. Hızlı ve güvenilir bir internet altyapısı; uzaktan eğitim, teletıp, yapay zeka, bulut bilişim, otonom araçlar ve geleceğin sayısız teknolojisi için bir temel oluşturuyor. Japonya’daki araştırmacıların bir sonraki adımı, bu teknolojinin telekomünikasyon alanındaki pratik uygulamalarını keşfetmek olacak.
Bizim için ise asıl soru şu: Türkiye olarak, geleceğin teknolojilerini sadece birer tüketici olarak mı kullanacağız, yoksa bu tür rekorların kırıldığı bir altyapıyı inşa etmek için gerekli adımları atacak mıyız?




