Elkin Consultancy Kurucusu Elif Elkin, şirketlerin esenlik programlarına yatırım yaparak dayanıklı ekipler oluşturmasının, şirket sürdürülebilirliğine önemli katkılar sağladığını belirtti.
Elkin, küresel salgınlar, ekonomik dalgalanmalar ve teknolojik dönüşümlerin iş dünyasını sürekli adaptasyon sürecine ittiğini ve ekiplerin stresle başa çıkma, hızlı toparlanma ve değişimlere proaktif yanıt verme yeteneğinin rekabet avantajı sağladığını vurguladı.
Esenlik programlarına yapılan yatırımların ekiplerin dayanıklılığını artırarak şirketlere fayda sağladığını belirten Elkin, bu faydaları şöyle sıraladı: Esenlik programları uygulayan şirketlerde çalışan devamsızlık oranları azalıyor, çalışanlar işe daha düzenli geliyor ve tükenmişlik yaşama olasılıkları düşüyor. Deloitte’un 2024 araştırmasına göre, kapsamlı esenlik programları çalışan üretkenliğini artırabiliyor. Gallup’un 2024 araştırmasına göre, bağlılığı yüksek çalışanların işten ayrılma olasılığı daha düşük. Güvenli bir ortamda çalışan ekip üyeleri, daha açık iletişim kuruyor, fikirlerini rahatça paylaşıyor ve iş birliği içinde daha etkili çözümler üretiyor. Zihinsel olarak dinlenmiş ve desteklenmiş çalışanlar, daha yaratıcı ve yenilikçi düşünme eğiliminde oluyor.
Elkin, liderlerin çalışanlarının esenliğine yatırım yapmasının şirketlerinin geleceğine yapılan bir yatırım olduğunu ve dayanıklı ekiplerin belirsizliğin ortasında bile ayakta kalabildiğini, adapte olabildiğini ve gelişebildiğini ifade etti.
Elkin’e göre şirketlerin fiziksel sağlığın yanı sıra zihinsel, duygusal, sosyal ve finansal esenliği de kapsayan bütünsel esenlik programları tasarlaması ve liderlikten başlayarak tüm kurumda esenlik bilincini yaygınlaştırması gerekiyor.

