Yunanistan’da, hükümet bakanlarının, üst düzey askeri yetkililerin, yargıçların ve gazetecilerin cep telefonlarını hedef alan casus yazılım ve Yunan istihbaratını içeren skandal, ülkenin “Watergate’i” olarak anılmaya başlandı.
Başbakan Kyriakos Mitsotakis olayı bir skandal olarak nitelendirse de, şu ana kadar hiçbir hükümet yetkilisi mahkemeye çıkarılmadı. Eleştirmenler, hükümeti gerçeği örtbas etmeye çalışmakla suçluyor.
Bunun yerine, Predator olarak bilinen casus yazılımı pazarlamakla suçlanan iki İsrailli ve iki Yunan vatandaşı hakkındaki dava, çarşamba günü düşük rütbeli bir yargıç tarafından görülecek.
2022 yazında, o dönemde Avrupa Parlamentosu (AP) üyesi olan sosyalist parti Pasok’un şu anki lideri Nikos Androulakis, AP’nin bilişim uzmanları tarafından bilgilendirildi. Bilgilendirmeye göre, Androulakis’e kimliği belirsiz bir göndericiden casus yazılım içeren kötü amaçlı bir kısa mesaj gönderilmişti.
Atina merkezli İsrailli şirket Intellexa tarafından pazarlanan bu Predator casus yazılımı, bir cihazın mesajlarına, kamerasına ve mikrofonuna erişim sağlayarak telefonu sahibinin aleyhine çevirebiliyor.
Olaylar, Androulakis’in aynı zamanda Yunanistan Ulusal İstihbarat Teşkilatı (EYP) tarafından “ulusal güvenlik nedenleriyle” takip edildiğini keşfetmesiyle daha da büyüdü.
Başbakan Kyriakos Mitsotakis, 2019 yazında göreve geldikten sadece bir ay sonra EYP’yi doğrudan kendi denetimine bağlamıştı. Bu durum, Mitsotakis’in muhafazakar hükümetini krizin merkezine yerleştirdi.
Skandalın ardından EYP başkanı Panagiotis Kontoleon istifa etti. Başbakan’ın başdanışmanı ve yeğeni olan, aynı zamanda EYP ile Başbakanlık ofisi arasındaki irtibatı sağlayan Grigoris Dimitriadis de görevinden ayrıldı.
Yunanistan Veri Koruma Kurumu’na göre, Predator en az 87 kişiyi hedef almak için kullanıldı. Gözetim altına alınan bu kişilerden yirmi yedisi, görevdeki bakanlar ve üst düzey askeri subaylar da dahil olmak üzere, EYP tarafından eş zamanlı olarak izleniyordu.
EYP ve Predator tarafından hedeflenen kişilerin ortak olmasının ortak bir gözetim stratejisine işaret ettiği yönündeki eleştirilere rağmen, hükümet bunun bir tesadüf olduğunu savundu. Hükümet ayrıca, o dönemde Yunanistan’da kullanımı yasa dışı olan Predator’ı hiçbir kolluk kuvvetinin kullanmadığını belirtti. 2022’de çıkarılan yeni bir yasa, o zamandan beri devlet güvenliği için gözetim yazılımlarının kullanımını katı koşullar altında yasallaştırdı.
Ancak hükümet, gizli servislerin neden Genelkurmay Başkanı Korgeneral Konstantinos Floros’u ve o dönemde kabine üyesi olan, bugün ise hükümetin başkan yardımcılığını yürüten Kostis Hatzidakis’i dinlediği sorusuna yanıt vermedi.
Skandal patlak verdikten sonra Yunan hükümeti, iletişimin gizliliği üzerine yeni bir yasa çıkardı. Bu yeni düzenleme, kolluk kuvvetleri için daha fazla güvence getiriyor.
Fakat aynı zamanda yeni yasa, vatandaşları daha önce gözetim altında olup olmadıklarını öğrenme hakkından fiilen mahrum bıraktığı için eleştirildi. Ayrıca Yunan hükümeti, kendi bakanlarını ve ordu mensuplarını kimin dinlediğini bulma konusundaki isteksizliği nedeniyle de eleştirilere maruz kaldı.
Bu eleştiriler, yetkililerin dinleme skandalının patlak vermesinden aylar sonra Intellexa’nın Atina’daki ofislerine baskın düzenleyip elleri boş dönmesiyle daha da arttı.
Skandal patlak verdiğinde Yunanistan İletişim Güvenliği ve Gizliliği Kurumu’nun (ADAE) başkanı olan eski kıdemli yargıç Christos Rammos, dinlemelerin ardındaki gerçekleri ortaya çıkarmada kilit bir figürdü. Bu görevin kolay olmadığını ve yolda birçok engelle karşılaştığını belirtti.
Rammos, BBC’ye verdiği demeçte, “Yunanistan’da siyasi sistem, bağımsız otoriteleri, yani iktidar üzerindeki denge ve denetleme mekanizmalarını tolere edemiyor. Dinleme olayı demokrasimiz için travmatik bir deneyimdi. Kişisel saldırılara maruz kaldım. Bu açık bir savaştı,” ifadelerini kullandı.
Dinleme skandalı, ilk kurbanlardan biri olan Nikos Androulakis’in AP üyesi olması nedeniyle uluslararası alanda dikkat çekti ve incelemeye alındı. Avrupa Parlamentosu, Pegasus ve benzeri gözetleme casus yazılımlarının kullanımını araştırmak için özel bir Soruşturma Komitesi (PEGA) kurdu.
Komitenin Raportörü, eski AP üyesi Sophie in ‘t Veld, BBC’ye yaptığı açıklamada, Yunan hükümetinin “gerçeği gizlemek için mümkün olan her türlü girişimde bulunduğunu” ve “her fırsatta işbirliğini reddettiğini” söyledi.
In ‘t Veld, sözlerine şöyle devam etti: “Tüm bu casus yazılım olayı tek başına değerlendirilebilecek bir şey değil. Bir boşlukta gerçekleşmiyor. Eleştirel sesleri susturmak için kullanılıyor. Denetimi boğmak için kullanılıyor. Ancak zarar verildi; caydırıcı bir etki yarattı.”
Raportör, yaşadığı bir durumu şu sözlerle anlattı: “Az önce, yine casus yazılımları araştıran bir arkadaşımla kahve içmekten dönüyordum ve bana, ‘Telefonumun Yunan hükümetinden güvende olduğundan emin olamıyorum’ dedi – tam anlamıyla bu şekilde.”




