Çernobil’in terk edilmiş reaktöründe, gerçekleştirilen araştırmalarda, Cladosporium sphaerospermum adlı koyu renkli bir mantarın ölümcül radyasyonla beslendiği keşfedildi. Bu mantar, gama ışınlarını kimyasal enerjiye dönüştürerek büyümesini hızlandırıyor ve NASA tarafından uzay görevleri için biyolojik kalkan olarak değerlendiriliyor.
1986’daki nükleer felaketin ardından Çernobil’in yasak bölgesinde yıllardır karanlıkta kalan reaktör duvarlarında büyüyen mantar, bilim insanlarını şaşırttı. Radyosentez süreciyle radyasyonu enerji kaynağına çeviren bu organizma, bölgedeki yaşamın dönüşümüne dair yeni veriler sunuyor. Araştırmacılar, mantarın melanin pigmenti sayesinde elektron yapısını değiştirerek radyasyonu depoladığını belirti. 47 mantar suşu incelendiğinde, yalnızca dokuzunun radyasyona doğru hareket ederek hızlı büyüme gösterdiği kaydedildi. Bu mekanizmanın doğal kökeni hâlâ araştırılıyor.
Keşif, ekolojik etkilerin ötesinde uzay teknolojisinde devrim yaratma potansiyeli taşıyor. NASA, mantarın radyasyonu engelleme özelliğinden yararlanarak Ay ve Mars’taki habitatlar için “mantar tuğlaları” geliştirme çalışmalarına başladı. Uluslararası Uzay İstasyonu’nda (ISS) yürütülen deneylerde, mantarın uzay radyasyonuna maruz kaldığında 21 kat daha hızlı büyüdüğü ve radyasyon seviyelerini önemli ölçüde azalttığı gözlendi. Bu bulgular, astronotları kozmik radyasyondan koruma amacıyla biyolojik kalkanların kullanılabileceğini ifade ediyor.
Çernobil bölgesindeki değişimler mantarla sınırlı kalmadı. 2014’te yapılan çalışmalarda, bölgede yaşayan kurtların yüksek radyasyona karşı mutasyon geliştirdiği tespit edildi. Benzer şekilde, ağaç kurbağalarının deri renginin çok daha koyu hale geldiği ve bu durumun hızlı evrim olarak tanımlandığı aktarıldı. Felaketten 39 yıl sonra ortaya çıkan bu adaptasyonlar, radyoaktif ortamların biyolojik çeşitliliği nasıl şekillendirdiğini gösteriyor. NASA’nın projesi, mantarın uzay araçlarında ve kolonilerde pratik uygulamalarını test etmeyi hedefliyor.


