L’Oréal ve NVIDIA’dan kozmetik sektörüne yapay zeka
Teknoloji

L’Oréal ve NVIDIA’dan kozmetik sektörüne yapay zeka

Haziran ayında, L’Oréal, NVIDIA ile iş birliği yaparak, kozmetik sektöründe kişiselleştirilmiş pazarlama kampanyaları ve 3D ürün görselleştirmeleri oluşturmak üzere yapay zekayı etkinleştirdi. Bu gelişme, VivaTech Paris Fuarı’nda duyuruldu.

L’Oréal, dünya genelindeki en büyük kozmetik firmalarından biri olarak, generatif yapay zeka teknolojisini iş süreçlerine entegre etme hedefini bu stratejik ortaklık aracılığıyla hızlandırmayı amaçlamaktadır. Şirket, yapay zeka alanındaki çalışmalarına 2019 yılından bu yana devam etmekle birlikte, mevcut verilerden tamamen yeni içerikler üretebilen generatif yapay zekanın gelecekteki operasyonları için kritik bir rol oynayacağına inanmaktadır. Bu iş birliği kapsamında, L’Oréal, NVIDIA’nın AI Enterprise mikro hizmetler ekosistemine dahil olmuştur. İlk önemli girişimlerden biri, sektörde bir ilk olarak tasarım ve pazarlama fonksiyonlarını bir araya getirerek, hem pazarlama hem de ürün araştırma amaçlı 3D ürün görselleştirmeleri oluşturulmasını içermektedir.

L’Oréal’ın NVIDIA ile olan bu ortaklığı, şirketin CreAItech Generatif Yapay Zeka platformunun ölçeklendirilmesini sağlayacaktır. Bu platform, ürün modellerinden görselleştirmeler ve varlıklar oluşturmaktadır. Bu teknolojinin temel amacı, yaratıcı ekiplerin pazarlama veya araştırma amaçlı görüntüler ve 3D modeller tasarlama ve oluşturma süreçlerinde harcadığı zamanı önemli ölçüde azaltmaktır. Süreçlerin otomatikleştirilmesi sayesinde, ekiplerin farklı pazarlama stratejilerini hızlı bir şekilde test etme ve iyileştirme imkanı bulacağı öngörülmektedir. Bu, görüntülerin bireysel müşterilere veya farklı yerel pazarlara göre kişiselleştirilmesine olanak tanıyacaktır. Ürünlerin bu şekilde yerelleştirilmesi, tüketici ambalajlı ürün üreticileri için son derece önemli olmakla birlikte, aynı zamanda kaynak yoğun bir süreçtir ve generatif yapay zeka bu alanda verimlilik artışı vaat etmektedir.

Ortaklık kapsamında açıklanan planlar, şirketin gelecekteki generatif yapay zeka girişimleri için sağlam bir temel oluşturmayı hedeflemektedir. Bu temelin bir parçası olarak, “AI Rafinerisi” adı verilen yeni bir yapay zeka geliştirme aracı oluşturulacaktır. Bu araç, L’Oréal’ın generatif yapay zeka destekli kişisel güzellik asistanı olan “Beauty Genius”ın arkasındaki deneyimleri güçlendirecektir. Kalabalık güzellik pazarında karar verme yorgunluğunu gidermek üzere tasarlanan Beauty Genius, L’Oréal’ın tescilli bilgisi, dermatolojik verileri ve gerçek zamanlı sanal deneme araçlarına dayanarak 7/24 kişiselleştirilmiş rehberlik sunmaktadır. Bu asistan, rutinler önermek, özel soruları yanıtlamak ve kullanıcılara cilt tonlarına, saç tiplerine ve güzellik endişelerine uygun ideal ürünleri keşfetmelerine yardımcı olmak için generatif yapay zeka, artırılmış gerçeklik ve bilgisayar görüşünü güvenli, özel ve konuşma tabanlı bir arayüzde kullanmaktadır.

Bu erken kullanım senaryoları, kolayca erişilebilen ilk uygulamaları temsil etmektedir. Daha geniş perspektifte, L’Oréal’ın NVIDIA ile olan ortaklığını, generatif yapay zekayı çeşitli kurumsal fonksiyonlar genelinde tekrarlayarak rekabet avantajı elde etmek amacıyla kullanmayı planladığı görülmektedir. Bununla birlikte, L’Oréal’ın kendi iç planları da bulunmaktadır. Güzellik ve kozmetik sektöründeki diğer lider firmalar da yapay zeka teknolojilerini erken benimseyenler arasında yer almaktadır ve bu eğilim generatif yapay zeka çağında da devam etmektedir. L’Oréal’ın yanı sıra, Estee Lauder da yakın zamanda Adobe ile iş birliği yaparak, Adobe’nin Firefly generatif yapay zeka platformunu ve Firefly Services API’lerini kullanarak dijital pazarlama kampanyaları oluşturma ve başlatma süresini azaltmıştır. Estee Lauder ayrıca, görme engelliler için güzellik ürünlerinin kullanımını daha erişilebilir hale getirmek amacıyla, kullanıcıya uygulama süreci boyunca rehberlik eden ve iyileştirmeler öneren Sesle Kontrol Edilen Makyaj Asistanı (Voice-Enabled Makeup Assistant) geliştirmiştir.

Unilever de “ultra kişiselleştirilmiş deneyimler” oluşturmak için generatif yapay zekayı kullanmıştır; buna örnek olarak Dove markası için uzman cilt bakımı tavsiyesi sunan sanal bir saç derisi terapisti gösterilebilir. Bu gelişmeler, generatif yapay zekanın müşterilerle daha kişisel bağlantılar kurmak için kullanıldığı diğer sektörlerdeki eğilimlerle de uyumludur. Salesforce araştırması da bu durumu desteklemektedir: Pazarlamacıların yüzde 76’sı temel içerik oluşturma için generatif yapay zekayı kullanırken, yüzde 63’ü pazarlama verilerini analiz etmek için bu teknolojiden faydalanmaktadır. Ayrıca, güzellik ve kozmetik alanında faaliyet gösteren yapay zeka yerlisi startup ve ölçeklenen firmalardan da yenilikler gelmektedir. Revieve bu alandaki önemli örneklerden biridir; Google Cloud üzerinden cilt bakımı ve makyaj için çeşitli yapay zeka destekli araçlar sunmaktadır. Bu durum, kendi yapay zeka altyapılarını kuracak kaynaklara sahip olmayan sektördeki küçük oyuncuların bile müşterilerine yapay zeka hizmetleri sunabileceği anlamına gelmektedir.

Generatif yapay zekanın etkisi henüz buzdağının sadece görünen yüzü olarak değerlendirilmektedir. Pazarlama ve müşteriyle yüz yüze olan fonksiyonlar genellikle bu tür uygulamalar için bir test alanı görevi görmektedir. Ancak şirketler yapay zeka stratejilerine daha fazla güven duydukça, bu teknolojinin ürün tasarımı ve test süreçlerinde de kullanılmaya başlandığı görülecektir. Örneğin, L’Oréal’ın duyurduğu bir başka generatif yapay zeka girişimi, formülasyon sürecinde malzeme ve enerji israfını azaltmayı umduğu bir temel model oluşturmayı ve eğitmeyi içermektedir. Diğer sektörlerde olduğu gibi, yapay zekanın personelin işe alımından ve oryantasyonundan uyumluluk ve yasal görevlerin yönetimine kadar iş süreçlerinde verimliliği artırmak ve kolaylaştırmak için giderek daha fazla kullanıldığı görülecektir. Yakın gelecekte ise, yeni nesil ajansı araçlar ve platformlar, yapay zeka inovasyonunun bir sonraki dalgasında daha karmaşık görevleri otomatikleştirmeyi vaat etmektedir. Hizmet olarak sunulan araçların ve platformların ortaya çıkmasıyla birlikte, generatif yapay zeka artık sadece L’Oréal ve Estee Lauder gibi büyük isimlerle sınırlı kalmamıştır. Bu durum, kozmetik ve güzellik sektöründeki bir sonraki büyük yıkıcı gücün beklenmedik bir yerden gelebileceği anlamına gelmekte olup, bu dalgayı yakalamaya hazır işletmeler için büyük fırsatlar sunmaktadır.