in

Salgın sonrası perakende

Salgın sonrası perakende

COVID-19’u atlattıktan sonra, perakende sektöründe genel görünümün ne olacağını kestirmek zor; devletlerin destekleyici çabalarına rağmen, birçok perakendecinin tasfiyesiyle sonuçlanması muhtemel.

Krizin etkileri bir hayli dengesiz, mağazaları ve küçük işletmeleri iflasın eşiğine sürüklerken, e-ticaret siteleri ile süpermarketler gibi e-perakendeciler dönemi kârlı geçiriyor ve kriz sonrası hayatta kalmaları kuvvetle muhtemel.

Kriz sonrasında, salgın patlak vermeden önce de ölüm kalım mücadelesi veren birçok yerel perakendecinin faaliyetlerini sürdürememesi muhtemelken, sektörde büyük satın almaların da gerçekleşmesi olası.

Salgının yarattığı olağanüstü durum, kriz yönetimi kapsamında dev rakiplerin zaruri tüketim mallarının arzı özelinde birlikte çalışmalarının yasal olarak mümkün kılındığı istisnalar
yarattı.

Devletlerin destek olma çalışmaları süreklilik kazanmalı

Bu konuda yasal otoritelere salgın sonrasında sektördeki rekabeti sağlıklı seviyeye getirip, KOBİ’ler ve müşterilere olumsuz etkilere yansıtacak bir ortamın oluşmasını engellemek gibi kritik bir görev düşüyor.

En büyük 8 perakendeci tüm sektör cirosunun yüzde 80’ini elde ediyor.

Salgının kısa vadeli etkileri yüzleşmesi zor cinsten olacak gibi görünse de salgın döneminde hayata geçirilen inisiyatiflerin uzun vadede perakende sektörüne dirayet kazandırması muhtemel. Bu konuda akla ilk gelen örnek, fiziksel mağazalar üzerinden perakende satış yapanların çevrimiçi satış kanallarına yönelecek olması. Örneğin Kore’de yerel otoriteler geleneksel küçük işletmelerin çevrimiçi satış platformlarını öğrenmeleri ve işlerini buralara taşımaları için kapsamlı çalışmalar başlattılar.

Japonya’da ise satış kanallarını çeşitlendiren ve geliştiren perakendecilere iş sürekliliği teşvikleri sağlanıyor.

Devletlerin ve yerel otoritelerin finansal desteklerin yanı sıra düzenleyici kurumlar aracılığıyla geleneksel perakendecilerin çevrimiçi satış kanallarına yönelmesini zorlaştıran etkenleri (izin zorunluluğu, onay süreci, sıkı kurallar vb.) de azaltmaya odaklanmaları, kriz sonrası etkilerini azaltmaya yönelik doğru bir adım olacaktır.

COVID-19’un gıda ve tarım sektörlerine getirdiği karmaşık sorun ve zorunlulukların da perakende sektörünü etkilediğini vurgulamakta fayda var.

Sektör, gelecekte yaşanması olası krizlerde aynı zor duruma düşmemek için tedarik zincirini de gözden geçirmeli. Bu önlemler arasında tedarikçileri çeşitlendirmek, envanter yönetimini iyileştirmek ve veri analizleriyle satış ile tedarik gerekliliklerini önceden kestirebilmek sayılabilir.

Son olarak, çağımızın en büyük küresel krizlerinden COVID-19 salgını, e-ticaretin perakende için ilave bir kanaldan, hayatta kalmak için bir zorunluluğa dönüştüğünü kanıtladı.

Bu yazı Digital Report Dergisi’nin 5. sayısında yayımlamıştır.